‘Aaaarrghh’ Kategorisi için Arşiv

Aardvarks – Grey

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Everything I see is coloured grey
that’s no recognition in dismay
every system has its second sight
indefinable the ruling might

Talking black and white
to lay down what is wrong and right
tell the lie of good and evil
narrow minded view
the source of all religious stew
cause everything I see
it’s all just shades of grey

Trying to escape into belief
disappointment’s all you will receive
leaving judgement to a greater power
a sight that evolution will devour

Painting black and white
declaring what is wrong or right
tell the tale of good and evil
small-minded point of view
the source of all the ritual stew
cause everything I see
it’s all just shades of grey

Fear of total death haunting your mind
hoping your eternal life to find
searching for redemption is your aim
deciding others fate for you the same

Thinking black and white
to write down what is wrong and right
tell the lie of good and evil
narrow minded view
the base of all the ritual stew
cause everything I see
it’s all just shades of grey

Aaaarrghh – Son Şafak

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Dolunay parlak görünmüyor bu gece
Benim toprak dolu kör gözlerime
Son şafağın sökmesini beklerken
Karanlıklar geceden taşıyorlar yine

Ruhumu yalnızlıkla dolduruyorlar
Bedenim titriyor soğuk gecede
Kayalıkların üzerinde oturup
Kendimi dalgaların sesine verirken

Uzaklardan rüzgarın şarkısı geliyor
Belki de şu yalnız ufuklardan
Mezarımın yanında durup
Kendimi geceye teslim ederken

Aaaarrghh – Sinsi Karanlık

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Boş mezarlar gece havasını soluyor
Fırtına karanlığı yararken
Ay tepeler üzerinden geçip uzaklaşıyor

Ruhlar fısıldıyor…

Geceyarısını karanlıkta karşılıyorum
Sabahın ilk ışıklarını beklerken
Ama güneş doğmuyor

Ruhlar fısıldıyor…

Kalbime karlar yağıyor
Sonbahar yaprakları çürürken
Ölü bir rüzgar esiyor
Ben sonsuzluğun içinde erirken

Karanlığı hissederdim
Gelip beni sardığında
Artık çürüyen vücudum
Toprakta soğuduğunda

Ayazı hissederdim
Kara bulutlar toplandığında
Soğuk bir yağmur
Mezarımı ıslattığında

Sinsi karanlık…

Aaaarrghh – Ölü kadar Soluk V

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Unutuldun binlerce yıllık toprağın altında
Çöken sisin ebediyen sakladığı soğuk günbatımlarında
Göremediğin güneşin altında
Terk edildin ölmeden atıldığın bu karanlık çukurda

Bir ışık bekledin gözlerine dolacak
Uğursuz mezar toprağı üzerinden kalkınca
Parlayan bir güneş doğacaktı ufukta
Ya da serin bir yağmur puslu bir kış akşamında

Unutuldun kimsenin hatırlamayacağı mezarında
Solan çiçeklerin yanında yattığı toprakta
Göremediğin güneşin altında
Terk edildin ölmeden yatırıldığın bu son uykuda

Aaaarrghh – Ölü Kadar Soluk II

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Sonbahar yağmuruyla düştün kollarıma
Kendi ellerinle son vermiştin hayatına
Hatırlıyor musun?

Önünde uzanan küskün bir doğa
Belki fısıldıyordur ağaçlar sana
Sürükleniyorsun kurumuş yapraklar gibi
Terk edilmiş patikalar boyunca

Zifiri karanlığın içinde ilerlerken göremeden hiçbir şeyi
Korkuyorsun hissedince kuytulardan seni izleyen gözleri
Buzdan rüzgarlar okşadıklarında titreyen ellerini
Belki de yalvarıyorsun tekrar yaşamak için o son geceni

Şimdilik elveda
Gelecek yüzyıllar içinde görüşeceğiz karanlıklarda

Aaaarrghh – Ölü Kadar Soluk IV

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Uyan
Ölüm dediğin karanlık uykundan

Topraktan duvarları yoklayarak ilerlerken
Bu labirentin dar koridorlarında ara ışığı
İleri uzattığın titreyen elini bile göremezken
Hayal bile etme buradan kaçtığını

Sivri taşlar çıplak ayaklarına batarken
Hızlandır çarpılmış adımlarını
Yankılanan iniltiler kulaklarını doldururken
Bulmaya çalış aydınlığa açılan kapıları

Dinle
Ulumaya başladığında rüzgar toprağın derinliklerinde

Sarınacağın bir kefenin bile yokken
Hissetmeye çalışma sıcak güneş ışığını
Ölü nefesin bile havada donarken
Düşünme yaşamın seni bir zamanlar saran sıcaklığını

Mezarını ziyarete gelenlere ulaşmayacağını bilirken
Çırpınma duyurmak için umutsuz çığlığını
Hala hayatta olduğunu düşünürken
Yaşıyorsun ebedi uyku dediğin gerçek yaratılışını

Aaaarrghh – Ölü Kadar Soluk I

Pazartesi, 12 Ocak 2009

ÖLÜ KADAR SOLUK I

Soğuk, beyaz bir sisle sarıldın ebediyen
Hüzünlü geçmişini mezardan geri getiren
Gittiğin her yerde takip edecek seni
Perdelerken artık camlaşmış gözlerini

Gördüğün kendi doğumun, beyaz örtünün kıvrılışını izlerken
Yaşamın güçlü elleri hissettiğin, kurtulmak için çabalarken
Seyret sonu kapkara gelen zamanın başlangıcını
Nefretle çığlık atıp doğduğun güne lanet ederken

Ölen bir yıldız gibi soluk parıltılar yayarken
Bak gökyüzündeki küreye, yolunu aydınlatmaya çalışırken
Hatırla ilk gördüğünde küçük gözlerini nasıl acıttığını
Güneşin ölümündeki yansımasına uzanırken

Aç ölü gözlerini önündeki karaltı dans ederken
Umutlanma bir kabustan uyanmak için o senin adını fısıldarken
Dokunmaya çalış hissettiğinde gözlerinin sana baktığını
Her adımında senden daha da uzaklaşırken

13 çarpık silüet seni sessizce takip ederken
Dönüp bak seni tekrar yakalamaya çalışırlarken
Engellemeye çalış bir kez daha dökülen gözyaşlarını
Hatırla duyduğun acıları, tuttuğun 13 yası düşünürken

İzle, önündeki kalabalık yavaşça cenazene eşlik ederken
Cesedin seni yutmayı bekleyen mezarına taşınırken
Kimse duyamaz artık o dünyaya ait olmayan çığlığını
Bir gün buradan kurtularak geri dönmeyi umarken

Tek başına dolaşacaksın çorak toprakları ebediyen
Ruhunun soluk kefeni seni sıkıca sarmışken
Arama sonsuz yalnızlığını paylaşacak birisini
Artık yakalayamazsın sisin içinde dans eden gölgeleri

Aaaarrghh – Lanetli Diyarlar

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Yürüyorum yalnız başıma
Nereye gittiğini bilmediğim bir patikada
Ulaşamıyorum ışığa
Güneş hiç doğmayınca
Unutulmuş diyarlarda…

Üşüyorum soğukta
Bambaşka bir kışın ortasında
Yolumu bulamıyorum bu ormanda
Bembeyaz ağaçlar altında
Kaybolmuş diyarlarda…

Haykırıyorum sonsuzluğa
Eğer beni duyarsa
Ölüyorum yavaşça
Nerede olduğunu bilmediğim bir mezarda
Lanetlenmiş diyarlarda…

Aaaarrghh – Kefen

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Yatıyorum kara kefenime bürünmüş
Uykumda meleklerin ağlayışını duyuyorum
Ay mezarımı aydınlatır mı
Ya da güneş ısıtır mı bilmiyorum

Karanlık kefenin içinde
Kapkara mevsimler geçiyor
Uyanmak istiyorum
Kefenimin içinde son bir defa

Herşey…
Herşey gitti
Herşey kayıp
Ebedi uykumun
Henüz ilk asırlarında

Aaaarrghh – Karanlık Sular

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Uçurumun sonundaki karanlık sular
Benim tek manzaram onlar
Ve ölü çocukların üzerinde şarkı söylediği
Yosun tutmuş şu karanlık kayalıklar

Geçmişin anıları terk etmişti beni
O karanlık sabaha son defa uyandığımda
Etrafımdaki ruhlar terk etti beni
Veda ettiğimde gümüş renkli aya

Yeni bir gün doğmayacak artık benim için
Ay ışığının elini tutup gölgeleri aydınlatmayacağım
Hiç kimse ağlamayacak benim için
Tek başıma başka bir diyarda hapis olacağım

Uçurumun sonundaki karanlık sular
Artık benim kara toprağım olmalılar…


site ekle